VARŞOVA BÖLGESEL FİNANS MERKEZİ

Varşova’ya İlişkin Genel Bilgiler Polonya, 2011 yılı itibariyle 515 milyar ABD Doları tutarındaki cari GSYH’sı ile AB’nin 7. büyük ekonomisidir. Kişi başına düşen GSYH 13.540 ABD Dolarıdır. IMF’nin tahminlerine göre 2012-2017 döneminde reel büyüme oranının yıllık ortalama % 3,5 olması ve ekonominin büyüklüğünün 679 milyar ABD Dolarına ulaşması beklenmektedir. Tasarruf oranı GSYH’nın % 17’si seviyesindedir.

2011 yılı itibariyle 38,2 milyon nüfusa sahip olan Polonya’nın başkenti Varşova, 1,7 milyon nüfusu ile AB’nin 6. büyük kentidir. 2008 yılı verilerine göre milli gelirin % 12’sini üreten Varşova ekonomisinin itici gücünün % 63 pay ile hizmetler sektörü olduğu görülmektedir.

Ekonomik Göstergeler ve Finansal Sistem

Haziran 2012 itibariyle, Polonya’da 46 ticari banka, 573 kooperatif bankası ve 20 kredi kuruluşu hizmet vermektedir. Avrupa’daki en yaygın banka şubesi ağlarından birine sahip olan ülkede her 100.000 kişiye 46 banka şubesi düşmektedir. 2010 yılı sonu itibari ile bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 390 milyar ABD Doları, sermaye yeterlilik oranı ise % 13,8 olmuştur. 2010 yılı sonu itibariyle ticari bankalardaki mevduat 199 milyar ABD Doları ile GSYH’nın % 42’sine, krediler ise 230 milyar ABD Doları ile GSYH’nın % 30’una ulaşmıştır.

Ülkede 2010 yılı sonu itibariyle 65 sigorta şirketi bulunmakta olup, aktif büyüklükleri toplamı 48 milyar ABD Dolarıdır. Sigortacılık sektörünün prim geliri 2010 yılında yaklaşık 18 milyar ABD Doları ile GSYH’nın % 3,8’ine ulaşmıştır.

1991 yılında kurulan Varşova Borsası (WSE) Kasım 2010’da halka açılmıştır. Payların % 65’i halka arz edilirken, Polonya Hazinesi % 35 payını ve kontrol gücünü (oy hakkının % 51,7’sine sahiptir) korumuştur. İlk başta blok satışın gündeme geldiği WSE’de Hazine Deutsche Börse ile görüşmelerde bulunmuş, ancak WSE’nin likiditesinin korunması ve bölgesel bir merkez haline gelmesine yönelik talepleri Deutsche Börse’nin kabul etmemesi üzerine halka arz seçeneği tercih edilmiştir.

WSE’de işlem gören ürünler arasında pay senetleri, kamu, yerel yönetim ve özel sektör borçlanma araçları ile mortgage tahvilleri, türev ürünler, elektrik sözleşmeleri, enerji ve karbon sözleşmeleri yer almaktadır.

2011 yılı itibariyle WSE, WFE üyesi borsalar arasında 86,5 milyar ABD Doları pay piyasası işlem hacmi ile 32., 138 milyar ABD Doları piyasa değeri ile 35. sıradadır. Piyasa değerinin son beş yıllık ortalaması GSYH’nın % 33’ü düzeyindedir. Pay piyasası işlem devir hızı 2007-2010 döneminde % 41-43 iken, 2011 yılında % 53’e ulaşmıştır.

2011 yılı sonu itibariyle WSE’de 20’si yabancı olmak üzere 777 şirket (WFE üyesi borsalar arasında 18.) işlem görmektedir. Bu şirketlerin 426’sı ana pazarda, 351’i 2007 yılında kurulan KOBİ piyasası NewConnect’te işlem görmektedir. 2006 yılı sonunda işlem gören şirket sayısının 265 olduğu WSE’nin son dönemde halka arzlarda öne çıktığı görülmektedir. WSE 2011 yılında halka arzlarda Avrupa’da ikinci ve dünyada dördüncü sıradadır.

WSE’nin özellikle KOBİ birincil piyasasında başarılı olduğu görülmektedir. 2007- 2011 döneminde NewConnect’te gerçekleştirilen 204 arzdan yalnızca 10’u halka arz, 194’ü tahsisli satıştır. 2010 yılındaki toplam işlem hacmi 437 milyon Euro olan NewConnect’in özel sermaye fonlarının borsa üzerinden işlem yapmasında başarılı olduğu görülmektedir. Genel olarak WSE, işlem hacminin nispeten sınırlı olduğu, ancak fon merkezi yönü öne çıkan bir yapı arz etmektedir.

Tahvil ve bono piyasasında işlem hacmi 2011 yılında 817 milyon ABD Dolarıdır. Piyasada 240’ı yurtiçi (202’si özel sektör, 38’i kamu), 6’sı yurtdışı olmak üzere 246 tahvil işlem görmektedir. Aynı dönemde türev ürünlerin işlem hacmi 129,5 milyon ABD Dolarıdır.

Polonya’da yatırım fonlarının varlıkları 2010 yılı itibariyle 43,7 milyar ABD Doları ile GSYH’nın % 9,3’üne ulaşmış durumdadır. Emeklilik fonlarının GSYH’ya oranı ise % 11,4 seviyesindedir.

Finans Merkezi Oluşum Sürecinde Öne Çıkan Faktörler

Liberal ekonomik düzene geçiş, AB üyeliği ve makroekonomik performans Varşova’nın gelişiminin altında yatan başlıca etkenler olarak göze çarpmaktadır. Finans merkezi çalışmalarında WSE’ye özel bir önem verildiği görülmektedir. Son dönemde halka arzlardaki performansıyla dikkati çeken WSE’nin başarısında zorunlu bireysel emeklilik sistemi aracılığıyla yaratılan güçlü yurtiçi kurumsal yatırımcı tabanı ve büyük kamu şirketlerinin özelleştirmelerinin halka arz yoluyla yapılması belirleyicidir.

Polonya’nın serbest piyasa ekonomisine geçişte diğer Doğu Avrupa ülkelerinin önünde yer aldığı görülmektedir. 1990’ların başından itibaren Polonya’da fiyat kontrollerinin kaldırılması, özelleştirme, yabancı yatırımcılara açılma, uluslararası ticaret ve döviz kurunun serbestleştirilmesi gibi uygulamaları kapsayan bir dizi reform yapılmıştır. Polonya, “şok terapi” olarak isimlendirilen; fiyat ve döviz kontrollerinin kaldırılmasını, dış ticaretin serbestleştirilmesini ve büyük çaplı özelleştirmelerin gerçekleştirilmesinin hızlı bir biçimde uygulanmasını en başarılı gerçekleştiren ülkeler arasında sayılmaktadır.

Polonya 2004 yılında AB’ye katılmıştır. AB üyeliği doğrudan yatırımları ve büyümeyi olumlu etkilemiştir. 2007-2013 döneminde AB bütçesinde Polonya için ayrılan sübvansiyon tutarı 63 milyar Euro’dur. Ülkede Euro’ya geçişe yönelik hazırlıklar devam etmektedir. Kesin bir tarih olmamakla birlikte yetkililer 2016 yılında Euro’ya geçilebileceğini ifade etmektedirler.

Makroekonomik Performans Polonya’da 2003-2008 döneminde yıllık GSYH büyüme oranı ortalama % 5’tir (aynı dönemde 27 üyeli Avrupa Birliği ortalaması % 2,3). Kişi başına düşen milli gelir 1995 yılında AB ortalamasının % 43’ü iken, 2010 yılında % 63’ü düzeyine yükselmiştir. Küresel kriz sırasında da büyümeyi sürdüren Polonya, 2009 yılını pozitif büyüme oranıyla tamamlayan tek AB ülkesidir. İstikrarlı büyüme, başarılı özelleştirmeler, halkın refah seviyesinin artışı, dış ticaret hacmindeki büyüme, enflasyonla başarılı mücadele ve son olarak NATO (1999) ve AB (2004) üyelikleri ülke ekonomisine olan güveni artırmıştır.

Doğrudan yabancı yatırımlar Polonya’ya bir yandan know-how ve teknoloji transferi sağlarken, diğer yandan rekabeti artırarak özel sektörün gelişmesinde önemli katkıda bulunmuştur. Polonya yabancı yatırımlarda Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almaktadır.

Bölgesel Etkinlik Stratejisi

Polonya Avrupa’nın doğusu ile batısı arasındaki köprü rolü ve Asya Pasifik yatırımcılarının AB pazarına açılma noktalarından biri olması özellikleri ile öne çıkmaktadır. Polonya, küresel ekonomik kriz boyunca Rusya, Ukrayna, Beyaz Rusya ve Azerbaycan gibi eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ülkeleri ile Çek Cumhuriyeti,

Slovakya ve Sırbistan gibi çevre ülkeleri hedef pazarlar olarak belirlemiş ve bu ülkelere yönelik resmi ve ticari heyet ziyaretlerini yoğunlaştırmış, benzeri girişimleri Güney Kore, Suudi Arabistan ve Katar gibi Uzak Doğu ve Körfez ülkelerinden yabancı sermaye yatırımlarının çekilmesi için de gerçekleştirmiştir.

Nitelikli İşgücü

Polonya’nın bir diğer avantajı, bölgedeki diğer ülkelere göre sayıca üstün, nitelikli işgücüdür. Ülkede eğitim kalitesi yüksektir. Dünyaca ünlü bazı firmalar Ar-Ge merkezlerini Polonya’da kurmayı seçmişlerdir. Eğitimli nüfusta yabancı dil bilenlerin oranı da yüksektir. İngilizcenin yanı sıra Almanca ve Rusça dilleri de büyük bir kesim tarafından konuşulmaktadır.

Bireysel Emeklilik Sistemi

Ülkede emeklilik sistemi ikisi zorunlu 3 ayaktan oluşmaktadır. İkinci ayağı oluşturan özel emeklilik sistemi ülkedeki tüm çalışanlar için zorunludur. Sistemdeki katılımcı sayısı 2010 yılı sonu itibariyle yaklaşık 15 milyondur (ülke nüfusuna oranı % 39). Emeklilik fonlarında pay senetlerinin oranı % 30’dur. WSE’nin halka arz performansında emeklilik fonları aracılığıyla pay senetleri piyasasına aktarılan fonlarla ortaya çıkan talep önemli rol oynamaktadır.

Özelleştirme Politikası

Büyük özelleştirmeler, pay sahipliğinin yaygınlaştırılmasında temel araç olarak görülmekte ve bireysel yatırımcıların pay senetleri piyasasına ilgisini artırmaktadır. Özelleştirmelerin toplam halka arz tutarındaki payı 2009 yılında % 96, 2010 yılında ise % 80’dir. Talep tarafında zorunlu özel emeklilik sistemi ve arz tarafında halka arz yoluyla özelleştirme politikası, pay piyasasındaki gelişimin temelini oluşturmaktadır.

Genel Değerlendirme

GFCI’ya göre Varşova, finans merkezleri arasında 2012 yılı itibariyle 59. sırada yer almaktadır (Tablo 32). Öte yandan Varşova, endeks kapsamında yapılan ankette bilinirlik/ itibar açısından puanı en düşük 10 finans merkezi arasında yer almaktadır.

Economist Intelligence Unit tarafından hazırlanan Küresel Şehir Rekabetçiliği Endeksi’nde ise şehirler; ekonomik güç, beşeri sermaye, kurumsal etkinlik, finansal sistemin olgunluk düzeyi, küresel imaj, fiziki altyapı, çevre ve doğal afetler ile sosyal ve kültürel karakter olmak üzere 8 ana başlık altında incelenmiştir. Ekonomik güç başlığı altında; şehir ekonomisinin büyüklüğü ve büyüme hızı, kişi başına düşen gelir ve bölgesel entegrasyon incelenmektedir. Varşova bu kıstaslara göre dünyada 40. sırada yer almıştır.

Gayrimenkul şirketi Cushman and Wakefield tarafından hazırlanan ve ticaret yapmak için en uygun şehirlerin incelendiği “European Cities Monitor” isimli raporda, Avrupa’nın en büyük 501 şirketi ile yapılan anket ile 36 şehir, ticari hayatı etkileyecek 15 farklı alanda karşılaştırılmaktadır. 2011 yılı itibariyle Varşova genel sıralamada 21. Sırada yer alırken, ofis fiyatı ucuzluğunda birinci, personel masraflarında ikinci sıradadır. 15 alanın 7’sinde bölgesindeki rakiplerinin önünde yer almaktadır.

Ayrıca ankete katılan şirketlerin 26’sı ileride Varşova’ya “ofis açmayı düşündüklerini” belirtmişlerdir. Varşova bu bakımdan Moskova (56 şirket) ve Londra’dan (27 şirket) sonra Avrupa’da üçüncü sıradadır.

Varşova; pazara erişim kolaylığı (19.), dış ulaşım ağı bağlantısı (28.), telekomünikasyon altyapısı (29.), şehiriçi ulaşım ağı (29.) ve ticari merkez olarak bilinirlikte (31.) rakipleriyle hemen hemen aynı seviyelerde, çalışanların yaşam kalitesinin yüksekliği (32.) ve şehir kirliliğinde (34.) ise rakiplerinin gerisinde yer almaktadır.

Sonuç itibariyle Varşova’nın finans merkezi olma yolculuğunda liberalleşme politikalarının başarılı bir biçimde yürütülmesi, AB üyeliğinin getirdiği fon kaynakları ve büyümede yakalanan istikrar etkilidir. Hükümetin finans merkezi vizyonu çerçevesinde WSE’nin yeniden yapılandırılması, özel emeklilik sisteminin yaygınlaştırılması ve özelleştirmelerin halka arz yoluyla yapılarak sermaye piyasasının hem talep, hem de arz tarafında desteklenmesi de öne çıkan başlıca hususlar arasındadır.

İstanbul ile bir karşılaştırma yapıldığında, bir yandan nüfus ve ekonomik faaliyet açısından görece büyüklüğü, diğer yandan da bölgesel etki alanının Varşova’nın çevresini de içine alan daha geniş bir coğrafyaya yayılması İstanbul’un avantajları olarak öne çıkmaktadır. Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü de Polonya’nın yaklaşık 3 katı seviyesindedir.

Sermaye piyasaları açısından yapılan değerlendirmede, İMKB’nin piyasa değerinin WSE’nin yaklaşık 1,8 katı, işlem hacminin ise yaklaşık 6,1 katı seviyesinde olduğu görülmektedir. 2012 yılı itibariyle NewConnect’teki 429 şirketin toplam 0,42 milyar Dolar’lık işlem hacmine karşılık İMKB İkinci Ulusal Pazarı’nın işlem hacmi 15,2 milyar Dolar, İMKB Gelişen İşletmeler Piyasası’nın işlem hacmi 730 milyon Dolar’dır. Aynı dönemde WSE’deki 43 yabancı şirketin işlem hacmi 521 milyon Dolar, İMKB’deki tek yabancı şirketin işlem hacmi 136,2 milyon Dolar’dır. WSE’de birincil piyasa ağırlıklı, likiditesi düşük bir yapı görülürken, İMKB bölgede yüksek likiditesi ile önemli bir avantaja sahiptir.

Sonuç itibariyle finansal gelişmişlik ve büyüklük derecesi Varşova’dan daha fazla olan ve daha geniş bir bölgede iddia sahibi olan İstanbul’un, planlanan düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve etkili bir algı yönetimi/tanıtım kampanyasıyla bölgesel rekabette Varşova’nın önünde yer alacağı düşünülmektedir.

Onuncu Kalkınma Planı 2014-2018 , Finansal Hizmetler Özel İhtisas Komisyonu Raporu