AMSTERDAM BÖLGESEL FİNANS MERKEZİ

16. yüzyılın sonlarına doğru, İngiltere ve Hollanda İspanya krallığının siyasi egemenliğinden kurtulmuştur. Bundan sonra her iki ülke de, 1688’de birbirleriyle uyumlu siyasi bir düzen kurana kadar, siyasi politik ve ekonomik olarak modernleşme yoluna girmişlerdir.

16. yüzyılın sonlarında, dünya ticareti Akdeniz’den Atlantik’e kaymış, Hollanda ticari olarak üstünlük kazanmıştır. Hollanda’nın bu üstünlüğü Amsterdam’ın bir ticaret merkezi olması ve limanına dünyanın dört bir yanından birçok mal ve gıda maddesi gelmesi ile doğru orantılı idi. Limana gelen malların büyük kısmı yeniden ihraç ediliyordu.

Hollanda yüksek oranda kentleşmişti, ülkenin tarım sektörü ve tarım endüstrileri çok üretkendi. 1700lerin başlarında ülkenin kişi başına düşen geliri oldukça yüksekti ve en yakın rakiplerinin çok üzerindeydi. Uluslararası ticaret sigorta ve finans sektörlerinin gelişmesine katkı sağlamıştı. Ülke dünyanın dört bir yanındaki devletlere borç veriyordu. XVIII. yüzyılda dünya ticaretinin merkezi yavaş yavaş Londra’ya doğru kaymaya başlamıştır. Ancak Amsterdam bu yüzyıl boyunca da dünyanın finans merkezi olmaya devam etmiştir.

XVIII. yüzyıl boyunca Londra ve Amsterdam arasındaki finansal ilişkiler gelişmiş ve bu ilişkiler Hamburg ve Baltık ülkelerini de etkilemiştir. Fransız ve Akdeniz bağlantıları da bu dönemde canlılığını yitirmiştir. Amsterdam ve çevresinde gelişen Avrupa ticaret ağlarının gelişmesiyle, kambiyo senetlerinin tedariği sadece Amsterdam’da değil tüm çevre ağlarda da, önemli bir ticari ihtisas haline gelmiştir. Bu senetler ile, tüccarlar gereken tüm teknik unsurları ayarlamak zorunda kalmıyor, üçüncü taraf olan aracılar kredi ve diğer hizmetleri sağlıyordu. Finansal aracılıkta yapılan bu yenilik, bireysel tüccarları yabancılarla kurulacak bağlantıların masraflarından kurtarıyordu. Yabancı pazarlarla iş yapan Avrupalı tüccarların sayısı arttıkça finansal aracılığın ve piyasalara kattığı değerin de önemi artmıştır.

1609 yılında Amsterdam Exchange Bank (Wisselbank) kurulması ile kâğıt para, sarraf ve veznedarlar tarafından değil banka tarafından ihraç edilmeye başlandı. Sonuç olarak Amsterdam’ın özel bankacılık sistemi kısıtlanmış ve yüzyıl boyunca zorlanmıştır.99 Amsterdam’da Wisselbank tüm kentte takas edilen senetleri kontrol etmekte ve sınırlamaktaydı.100 Amsterdam 16. Yüzyılın sonlarında önde gelen bir ticaret kenti haline gelmiştir. Kuzey Denizi’ndeki Avrupa ve Baltık ticareti için stratejik konumu, kenti bir önceki yüzyılda Avrupa’nın ticaret merkezi olan Antwerp’in yerini almasını sağlamıştır.

Yeni kurulan Birleşik Eyaletler’in en büyük kenti olan Amsterdam’ın etnik tolerans konusundaki ünü de, kente Avrupa ve Doğu Akdeniz’den göçmenleri ve sermayelerini çekmiştir. 17. Yüzyılın başında tüm bu faktörler birleşerek canlı bir ticari topluluk yaratmıştır. Doğu Hint Adaları ile yapılacak ticaretin getireceği potansiyel kar ortaya çıkınca, Amsterdam tüccarları, gelen yüklerin satışından ekled edilen kar ile uzun gemi yolculukları yapmak için kente kaynak akıtmaya başlamıştır. Bu düzenlenmeler 1602 yılında United East Asia Company (VOC)’un kurulması ile resmiyet kazanmıştır. Şirket Amsterdam’ın en büyük ve önemlileri olduğu 6 kentin ya da komisyonun bir araya gelmesi ile kurulmuştur. VOC Amsterdam’ın en büyük ticaret şirketiydi ve tekel bir statüsü vardı. Buna bağlı olarak Amsterdam’da 17. Yüzyılda özellikle Avrupa içi ve Ümit Burnu’nun doğusundaki Asya bölgeleri ile ticaret çok gelişmiştir. Bir takas merkezi ihtiyacının ortaya çıkması ile1609 yılında Bank of Amsterdam (BA) kurulmuştur. Takas sistemi Venedik ve Antwerp’te ilk olarak kullanılmış olmasına ve Amsterdam’da ortaya çıkmamış olmasına karşın, en başarılı bu kentte kullanılmıştır. BA yalnızca dış ticareti desteklemekle kalmamış, yatırımları etkilemek için de kullanılmış ve borsanın önemli bir parçası haline gelmiştir.

17. yüzyılda Hollanda Avrupa’nın önde gelen ekonomisi haline gelmiştir. Antwerp’in 1585’de İspanya tarafından işgali sonrasında Hollanda’nın Scheldt ve Flaman kıyısını denizden kuşatması ile ticari hegemonya Hollanda’ya kaymış, Amsterdam da en önemli pazar haline gelmiştir. Önceki dönemlerde Baltık bölgesi ve Fransa, İspanya ve Portekiz kıyıları arasında gıda ve ham madde ticareti yapan Hollandalı tüccarlar, Rusya, İtalya, Batı Afrika, Amerika, Doğu Akdeniz ülkeleri ve Asya ile ticaret yapmaya başlamıştır. Geleneksel tahıl, tuz, şarap ve ringa ticareti yerini lüks tekstil ürünleri, şeker, metal, kuyum, silah, baharat ve diğer sömürge ürünlerine bırakmıştır.

Hollandalılar borsa kapitalizminde öncü bir role sahiptir. İlk büyük limitet şirketi VOC’un 1602 yılında kurulması ile bu yılda ilk defa bir Hollanda şirketinde hisse kavramı ortaya çıkmıştır. 17. Yüzyılın ortalarında Hollanda aktif hisse yapısını geliştirmiştir.

19. yüzyılın başlarında, 1795-1813 yılları arasındaki Fransız işgali ile Hollanda milleti ortaya çıkmış ve 1830 yılında ülke Belçika’dan ayrılarak bugünkü coğrafi sınırları ile kurulmuştur. 19. Yüzyılın ilk yarısında ülkede ekonomik bir durgunluk gözlemlenmiştir. Ülkenin altyapı yatırımları sınırlı kalmış ve sanayisinin gelişimi Belçika, Almanya, Fransa ve İngiltere’nin çok gerisinde kalmıştır.

19. yüzyılın ikinci yarısında endüstriyel gelişim başlamış ve demiryolu inşası gibi girişimler için sermaye yaratılmaya başlanmıştır. Bu dönemde sanayinin gelişmesi için sermaye geçmiş yıllardan kalan karlardan ve kurucu aileler ile varlıklı kişilerin katkılarından sağlanmıştır. 18. Yüzyılda ve 19. Yüzyılın ilk yıllarında, uzun yıllar süren durgunluk sermaye piyasasındaki ve kurumlardaki geleneklerde doğal bir kırılım yaratmıştır. Modern sanayinin gelişimi ülkede ancak 19. Yüzyılda gerçekleşebilmiştir.

İSTANBUL FİNANS MERKEZİNİN ULUSLARARASI BİR KARŞILAŞTIRMASI , İBRAHİM ENES ÖZKAN , 2015