YENİDEN ve MUTLAKA İSTANBUL FİNANS MERKEZİ

Genel

Türkiye sermaye piyasalarının duayenlerinden Erhan Topaç, Mayıs ayındaki genel kurulda Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanlığı’na seçildi. Yeni bir dönemin kapısını aralayan TSPB’nde neler olduğunu görmek için Erhan Topaç’ın kapısını çaldık. Yüksek tempolu bir mesai içinde bulduğumuz Topaç’a hedeflerini ve planlarını sorduk. Ekibiyle birlikte Türkiye’deki sermaye piyasalarını geliştirecek stratejiler için çok yoğun çalışan Topaç’ın heyecanını, sık sık tekrarladığı şu cümle tanımlıyor: “Sermaye piyasalarına inanıyoruz, herkesin inanmasını ve Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmasını istiyoruz!”

Erhan Topaç, KPMG Türkiye’den Finansal Hizmetler ve Denetim-Güvence Hizmetleri Şirket Ortağı Funda Aslanoğlu’nun sorularını yanıtladı.

Elimize bir kamera alsak, Türkiye’de sermaye piyasasının fotoğrafını çeksek bugün ne görürüz?

Sermaye piyasasının boyutu ekonomimizin büyüklüğünü yansıtmıyor. Yurt içi tasarruflarda sermaye piyasası araçlarının payı düşük. Dünyanın 18’inci büyük ekonomisi Türkiye’de sermaye piyasaları, halka açık şirketlerin toplam piyasa değeri sıralamasında 2017’de 32’nci sıraya kadar geriledi. Piyasa değerinin milli gelire oranı yüzde 27. Yani yüzde 112 olan dünya ortalamasının epey altında. Bu açıdan bakıldığında, piyasanın gelişim potansiyeli ortada. 

Hane halkı tasarruflarına baktığımızda OECD’nin 37 ülkeyi karşılaştırdığı çalışmada 2016 sonunda yüzde 76 oranla mevduatın payının en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğunu görüyoruz.

İstanbul’un diğer uluslararası ve bölgesel finans merkezleri ile rekabet edebilmesi için finansal hizmetler sektöründe çeşitlendirme yapması önemli. Mevcut durumda, finansal sistemde bankacılık sektörü üzerinde yoğunlaşmanın yarattığı kırılganlık ve riskler, finansal sektörün diğer oyuncularının gelişmesi ile azaltılabilir. Bu kapsamda sermaye piyasasının desteklenmesini çok önemli görüyoruz. 

TSPB’de göreve yeni başladınız. Sermaye piyasasının gelişmesi için formülleriniz, projeleriniz var mı?

Bizim önceliğimiz İstanbul Finans Merkezi… TSPB, sektörümüzün gelişmesinde önemli misyon üstleniyor. Görevi teslim almamızla beraber bu misyonunun gereğini yapmak ve bir yol haritası belirlemek için çalışmalara başladık. Yakın gelecekte üyelerimizin ve sektör temsilcilerinin katılacağı geniş kapsamlı bir çalıştay düzenleyerek ortak akılla önceliklerimizi belirleyeceğiz. Bu çalışma sonunda yol haritası ortaya çıkacak. Biz de bu hedefleri görev süremiz içinde gerçekleştirmek için çalışacağız.

Piyasamızın rekabetçi bir yapıya kavuşarak, küresel platformda yer alması ve çekim merkezi haline gelmesi için İstanbul Uluslararası Finans Merkezi projesini bütün çalışmaların en tepesinde görüyoruz.

İstanbul Finans Merkezi projesinde daha önce de TSPB’nin aktif çalışmaları oldu. Ne planlıyorsunuz?

İstanbul Finans Merkezi ağırlıklı olarak sermaye piyasalarının gelişmesiyle ilerleyecek bir süreç. İstanbul Finans Merkezi için Birlik bünyesinde bir çalışma grubu kurarak hızlanacağız. İstanbul’un bölgesel bir finans merkezine dönüşme potansiyelini Birliğimiz 10 yılı aşkın süredir gündeme getiriyor. Bu konuda yapılan tüm çalışmalara da her aşamada destek verdik. Vergi alanındaki uyumsuzlukların giderilmesi, ihtisas mahkemelerinin kurulması, İslami finansın yaygınlaştırılması, yatırımcı haklarının geliştirilmesini sağlamak gibi pek çok çalışmanın adım adım gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Yabancı yatırım çekmeliyiz

İstanbul Finans Merkezi Türkiye için neden bu kadar önemli?

Çünkü İstanbul bir finans merkezi olmadan sermaye piyasalarında aşama kaydedemez. Yabancı yatırım kuruluşlarının buraya gelmesi lazım. Türkiye’deki halka arzların artması lazım. Bunların tümü ancak dünya ile entegre bir yapıda oluşabilir. Bir de tabii bizim iç tasarruflarımız yetersiz, yabancı tasarruflara da ihtiyacımız var. Tasarrufları büyütecek bu tür hamleler gerekli. Bu iş yabancı yatırımcı olmadan olmaz. Onun için İstanbul’u gerçek anlamda bir finans merkezi yapmak lazım. Yabancı yatırım bankaları, sektör oyuncuları, kurumlar burada olmalı ki Türkiye yol alsın ve sürdürülebilir büyümeye kavuşsun. Mesele basit; cari açık var bu nedenle yabancı tasarrufa ihtiyaç var, ana konumuz bu.

Diğer yandan yurt içinde de sermaye piyasalarına güvenin geliştirilmesi kritik önemde. Yurt içinde ihraçcı ve yatırımcılar arasında sermaye piyasalarının bilinirliğini artırmak piyasanın derinleşmesini sağlamak açısından gerekli.

Süreci canlandırıyorsunuz, peki nasıl bir yapı öngörüyorsunuz?

Bu iş dünyası ve kamunun el ele vererek ilerleyeceği bir süreç. Bir devlet politikası aslında. Hükümetten düzenleyici otoritelere, özdüzenleyici kurumlardan finansal kurumlara kadar İstanbul Finans Merkezi projesinin gerçekleştirilmesi için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Birlik bünyesinde İstanbul’un dünyayla rekabet edebilen bir finans merkezi olması için gerekli unsurları belirleyerek en üst düzeyde ilgili otoritelere aktarmak ve sonuç almak için çalışacağız.

Tüm bu eylem ve stratejilerin gerçekleştirilmesi için en üst düzeyde yetkilerle donatılmış, mesaisinin tamamını bu projeye ayırmış kişilerin çalıştığı, kurumlar üstü bir yapı olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yapı, ayrı bir tüzel kişilik şeklinde olabileceği gibi ilgili kurumlardan tam zamanlı görevlendirilmiş kişilerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir girişim şeklinde de gerçekleştirilebilir. Londra’daki City of London, Dubai’deki International Financial Centre gibi bağımsız girişim örnekleri var. Kamu ile özel sektör arasında köprü konumunda kalarak tüm ilgili taraflarla etkin iş birliği içinde çalışacak, odağı bu önemli projenin hayata geçirilmesi olacak bir yapı ve örgütlenmeyle daha hızlı yol alınacaktır, diye düşünüyoruz.

Belirttiğiniz gibi sermaye piyasalarının en büyük sıkıntısı azalan yatırımcı sayısı. Kayıp sürüyor mu? Bu sayı nasıl artacak, bir çalışmanız olacak mı?

Yerli yatırımcıların TL mevduat ile döviz tevdiat hesaplarının büyüklüğü 1,6 trilyon ile 133 milyarlık pay senedi yatırımcılarının maalesef hayli önünde. Pay senedi yatırımları yurt içi yerleşiklerin yatırım tercihlerinde ancak yüzde 5’lik yer kaplıyor. Yurt dışı örnekleriyle karşılaştırıldığında ülkemizde sermaye piyasalarına doğrudan dokunan yatırımcı sayısının hayli az olduğu doğrudur. Doğrudan pay senedine yatırım yapan yatırımcı sayımız 1 milyon civarında sabitken aktif hesap sayısının daha düşük olduğu biliniyor.

Sermaye piyasası yatırımcı sayısı elbette bu rakamla sınırlı değil. Yatırım fonları vasıtasıyla 3 milyona yakın yurttaşımızın da sermaye piyasasında yatırımı bulunuyor. Emeklilik fonlarıyla 11 milyona yakın yurttaşımız sermaye piyasasında yatırım yapıyor. Bireylerimiz emeklilik yatırım fonu ve yatırım fonu vasıtasıyla 16 milyar TL’lik birikimlerini dolaylı olarak hisse senedinde değerlendiriyor.

Birlik olarak kurulduğumuz yıldan beri yatırımcının bilinçlendirilerek piyasaya dahil edilmesi ana önceliklerimizden. Sermaye piyasasında yatırımcı sayısının artırılması için çabalıyoruz. Bu amaçla çeşitli illerde üniversitelerle, sanayi odalarıyla pek çok etkinlik düzenliyoruz. Hem bilgi veriyor hem farkındalık oluşturulmasını sağlıyoruz. Biliyorsunuz, finansal okuryazarlığın artırılması uzun vadeli bir proje. Bu konuyu misyon edinmiş pek çok dernekle iş birliği içinde daha etkin işler ortaya çıkarmak için çalışacağız.

Finansal okuryazarlığa birazdan dönelim ama aktardığınız kadarıyla öncelikleriniz İstanbul Finans Merkezi projesi ve yatırımcı seferberliği olarak öne çıkıyor. İlk üçte başka ne var?

Ekosistem! Finansal ekosistemi çalıştırmak gerek. Bu o kadar önemli ki… Start-up yatırımları mesela… Türkiye’de ekosistem sağlıklı çalışmadığından bu yatırımlar kolay kolay fonlanamıyor. Fonlama alsalar bile Türkiye’deki değeri 1 birimken, Londra’ya gittiğinde 10’a çıkıyor. Silikon Vadisi’nde 25-30’a yükseliyor. Aslında hepsi aynı şey. Peki, neden bu fark? Tamamen ekosistemin büyüklüğüyle ilgili. Türkiye’deki finansal ekosistemi ne kadar geliştirirsek İstanbul’un finans merkezi olması yolunda o kadar büyük aşama kaydederiz. Herkesin bunun farkına varıp bunu çalıştırmak için çaba harcaması lazım.

Biz sermaye piyasalarına inanıyoruz, herkesin inanmasını ve Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmasını istiyoruz.

KPMG

Leave a reply